Küreselleşen ekonomi, demografik değişimler, üretim, finansman ve bilgi teknolojilerindeki hızlı yenilenme, örgütlerin daha yetenekli, bilgili, katılımcı, iyi eğitimli, değişim hızına ayak uydurabilen, hatta bu değişimleri meydana getirip yönetebilen çalışanlara ihtiyaç duymasını sağlamıştır. Eğitim, insanların çevredeki değişikliklere uyum sağlamalarını ve çevrede istenilen değişiklikleri gerçekleştirme yetkinliğine ulaşmalarını sağlayan yegâne araçtır. Örgütün, çalışanın ve dolayısıyla öğrenme performansını en üst düzeyde artıracak olan örgütün hedeflerine en az zaman ayırarak ulaşabilmesi, eğitimin etkinliği olarak da tanımlanabilir. Eğitimin nihai hedefi olan organizasyonun bir bütün olarak performansının arttırılması, organizasyonun karlılığı, iç ve dış müşteri memnuniyeti ve üretim kalitesi ile doğru orantılıdır. Diğer bir deyişle, çalışanlara verilen eğitimin organizasyonun karlılığına, iç ve dış müşteri memnuniyetine ve ürün/hizmet kalitesine olumlu etkisinin olması beklenmektedir.
Goldstein, eğitimin amacını dört farklı seçenekte özetlemiştir. Bu seçenekler aranan bilgilere ve bu bilgileri kimin kullanacağına göre değişir:
- Eğitimin Geçerliliği: Eğitilen kişinin eğitimden öğrendikleri.
- Transferin Geçerliliği: Eğitimden öğrenilen öğrenmenin iş yerindeki performansı artırması
- Kurum İçi Geçerlilik: Eğitimin sağladığı performans kazanımının tüm grupları eşit olarak etkilemesi
- Kurumlar Arası Geçerlilik: Tek bir kuruluşta verilen eğitimin tüm kuruluşlarda etkinliğinin sağlanması.
Başarı, eğitime gereken önemi vermek ve sürekli gelişmeyi sağlamak, kuruma veya topluma faydalı olmak için eğitimin süresiz olarak sürdürülmesine bağlıdır. Eğitimin amacı; minimum maliyet, minimum sürede maksimum kâr ve üretim sağlamak için çalışanları eksik veya geliştirilmesi gereken konularda bilgi ile donatmaktır. Ekonomik amacının yanında toplumsal ve bireysel amaçları da vardır. Bu üç amaç arasında dengeyi sağlayacak nitelikte olmalıdır. Eğitimin amaçları iki ana başlıkta incelenir; Ekonomik, Sosyal ve Bireysel Amaçlar.
Eğitimin Kurumlar İçin Önemi
Goethe, gelişen ve değişen dünyada insanların görünmeyen potansiyellerini ortaya çıkarmada eğitimin önemli bir araç olacağını belirterek, “İnsana olduğu gibi davranın ki olduğu gibi kalsın: insana olabileceği ve olmasının gerektiği gibi davranın ki, olabileceği ve olmasının gerektiği gibi olsun” demiştir. İnsanların ve toplumların gelişmesi de bu doğrultuda verilecek eğitime bağlıdır. Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra meydana gelen teknolojik ve ekonomik gelişmeler kurum ve kuruluşlara da yansımıştır. Bu yansımanın sonucunda nitelikli personel ihtiyacı işletmelerin en önemli gereksinimleri arasında yer almıştır.
Günümüzde işletmeler eğitime ciddi bütçeler ayırmaktadır. Bunun nedeni varlığını en verimli şekilde sürdürmenin ancak eğitim ve gelişmeleri takip ederek sağlanabileceğinin anlaşılmasıdır. İşletmeler, insan kaynaklarının en az hata ile çalışmasını sağlamak, verimli ve etkin hale getirmek için çok amaçlı eğitim çalışmaları yapmakta ve bunun sonucunda müşteri ihtiyaçlarında en az hata seviyesini gerçekleştirmenin yolunu aramaktadırlar.
Eğitimin Ekonomik Amaçları
Eğitimde ekonomik amaç, işletmede mal veya hizmet olarak belirtilen üretimi düşük maliyetle maksimize etmek ve üretimi optimal noktaya getirmek olarak belirlenmiştir. İşletme, eğitimi kendi çalışanlarını yetiştirerek üretim kapasitesini artıran bir unsur olarak görmektedir. Eğitimin ekonomik amacını oluşturan işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri için dengeli, sistemli ve ekonomik bir yol izlemeleri gerekmektedir. Bu anlayış içinde eğitim çabalarını ve çalışanları mesleki ve teknik becerilerini artırmaya yönlendirme zorunluluğu vardır. Burada ekonomik amaç ön plandadır. İşletmenin personel politikasına göre çeşitli eğitim programları ile organizasyonun her kademesindeki çalışanları geliştirmek, yaptıkları veya gelecekte yapacakları işin gereklerine göre en iyi şekilde hazırlamak şüphesiz ki verimliliği artıracaktır. Bu nedenle ekonomik amaç, üretim ve verimlilik artışı olarak nitelendirilebilir. İşletme her gün yeni bir teknikle karşı karşıya kalmakta, birçoğunu uygulamak zorunda kalmakta ve her gün yeni makineler ve çeşitli araçları hizmete sokmaktadır. Bunun en verimli şekilde kullanılması, yöneticiden işçiye kadar tüm çalışanların kabiliyetini gerektirmektedir.
Eğitimin Toplumsal ve Bireysel Amaçları
Eğitimin amacı; genel kültür, mesleki bilgi, fiziksel veya entelektüel yeteneklerin geliştirilmesi gibi fırsatların yanı sıra, işletmeye karşı çalışanlar arasında grup bağlılığı ve sosyal birlik oluşturan bir görev zincirini de empoze eder. Eğitimin bireysel ve toplumsal amaçlarını daha somut ve ayrıntılı anlatmak istersek bunları şöyle sıralayabiliriz:
- Çalışanları motive etmek,
- Çalışanların güven duygusunu geliştirmek,
- Çalışanların bilgi ve becerilerini artırarak terfi olanakları sağlamak,
- Çalışanlar arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlamak,
- Çalışanların başarılı olmasının önünü açmak ve bu şekilde iş tatmini sağlamak,
- Bireysel hedeflerin kurumsal hedeflerle bütünleştirilmesini sağlamak.
Yararlanılan Kaynaklar
Goldstein, I. L. (1989). Training and development in organizations. Jossey-Bass.
Özçelik, A. O. (1996). Eğitim ve geliştirme, insan kaynakları yönetimi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.
Sabuncuoğlu, Z. (1997). Personel Yönetimi, politika ve yönetsel teknikler. Bursa: Uludağ Üniversitesi.