Sanayi Devriminden sonra örgütlerin verimi göz önünde bulundurularak, örgütlerin en yüksek verimi alacak şekilde yönetilmesi ihtiyacı doğmuştur. Örgütlerin en iyi nasıl yönetilebileceği merak konusu olmuştur. Bu yönde yapılan araştırmalar, örgütlerin en iyi nasıl yönetileceğine dair tek bir yanıtın verilemeyeceğini ortaya koymuştur. Yöneticilerin sergilediği herhangi bir yönetim tarzının her durumda iyi sonuçlar veremeyeceği anlaşılmıştır. Yönetim tarzı, yöneticilerin amaçları yerine getirmek üzere sergilediği görev davranışları ile çalışanlarla kurduğu ilişki davranışlarının etkileşmesi sonucu oluşan davranış örüntüsüdür. Yöneticilerin davranışları, üst yönetimin isteklerinden etkilenmektedir. Fakat her ne kadar yöneticiler üst yöneticilerin yönetim tarzına uymak zorunda bırakılsalar da her yöneticinin kendine özgü bir yönetim davranışı ve yönetim tarzı bulunmaktadır. Bu yüzden yönetim tarzı, yöneticiye özgüdür ve bir yöneticiden başka bir yöneticiye değişiklik göstermektedir.
Örgütlerde sergilenen yönetim tarzları insana ve işe verilen değere göre demokratiklikten otokratikliğe doğru bir değişim göstermektedir. Otokratik yönetimden demokratik yönetime uzanan yönetim tarzları; yetkeci yönetim, koruyucu yönetim, destekçi yönetim ve birlikçi yönetim olarak dört biçimde ele alınabilir. Bu dört yönetim tarzının her biri bir yönetsel davranış kuramıdır. Bunların yanı sıra bir yönetsel kuram olmamakla birlikte örgütlerde çok görüldüğü için başıboş yönetim tarzını da ele almak mümkündür.
Yetkeci Yönetim
Yetkeci yönetim tarzında yöneticiler bütün kararları tek başlarına alarak örgütü tek başlarına yönetme eğilimindedirler. Otokratik bir tarza sahip olan yönetici güce dayalı bir yönetim tarzı benimsemektedir. Gücünü genellikle yasalardan alan yöneticiler çalışanlarına emirler vererek onları zorla çalıştırma yoluna gitmektedir. Yönetim tarzını belirleyen iş ve insan faktöründe işe en fazla önem insana en az önem yetkeci yönetim tarzında verilmektedir. Yönetici için öncelikle işler geldiğinden korkutarak iş yaptırma davranışı sergilenmektedir. Kendisine itaat edilmesini isteyen yetkeci yöneticiler sık sık cezalandırma yöntemine başvurmaktadır.
Yetkeci yönetim tarzını benimseyen yöneticiler, çalışanları sıkı bir kontrol mekanizması ve baskı altında tutarak yönetmeye çalışırlar. Güce dayalı bir yönetim benimsendiği için disiplin kuralları ve cezaları birer silah olarak kallanmaya çalışmaktadırlar. Kişilik yapıları itibariyle sert kişiler olan bu yöneticiler, kendisinden başka kimsenin görüşüne değer vermezler. Çalışanlara danışmamalarına rağmen mutlak itaat beklemektedirler. İnsan ilişkilerini önemsemeyen, insana ve yaşadıkları sorunlara değer vermeyen bu yöneticilerden çalışanlar pek hoşlanmamaktadır.
Ancak yetkeci yönetim tarzına sahip yöneticiler iki açıdan değerlendirilebilir. Yönetim tarzı aynı olmak üzere yetkeci yönetim tarzına sahip yöneticiler, özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Bazı yetkeci yöneticiler katı ve sert olmalarına rağmen yönetim bilgisi ve teknik beceriler itibariyle örgüt için faydalı olabilmektedir. Bilgili ve becerikli olan bu yöneticiler, işi ön plana aldıkları için çalışkan olduklarından örgüt için yararlı olurlar. Diğer yandan bilgisiz ve beceriksiz olan yetkeci yöneticiler hem örgüt için hem de çalışanlar için zararlıdırlar. Bu kişiler eksikliklerini örtmek için böyle bir yönetim tarzı benimsediklerinden örgüt için tehlikeli kişilerdir.
Koruyucu Yönetim
Yönetimde insan ilişkilerinin gelişmesiyle, yöneticiler çalışanlara daha iyi davranmaya başlamıştır. İnsanlarla olan iletişimi daha iyi hale getirmeye çalışan yöneticiler, çalışanlarla iyi ilişkiler kurarak örgütün başarısını yükseltmeye çalışmışlardır. Koruyucu yönetimin ortaya çıkması bundan etkilenmiştir. Koruyucu yönetim tarzı ile çalışanların ekonomik yollarla motive edilerek örgüte bağlanması ve böylece çalışanların örgütün etkili olmasına gayret göstermesi beklenmiştir. Koruyucu yönetim tarzına sahip yöneticilerin güç kaynağı, dağıtımında sorumlu oldukları ekonomik kaynaklardır. Koruyucu yöneticiler, örgütün sahip olduğu kaynakları örgütün amaçları için etkili bir şekilde kullanmaya çalışmaktadırlar.
Koruyucu yönetim tarzları genellikle kamu kurumlarında kendini göstermektedir. Bu yönetim tarzı ile yönetilen örgütlerin çevresinde çok az değişiklik yaşanmaktadır. Meydana gelen değişimler ise sorun oluşturacak bir nitelikte olmadığı için göz ardı edilebilmektedir. Koruyucu yöneticiler, örgütte insan ilişkilerine önem verdikleri için çalışanların sosyal ilişkiler geliştirebilecekleri bir ortam bulunmaktadır. Çalışanların gereksinimleri örgütün imkanları dahilinde karşılandığı için işe karşı yaklaşımları da olumludur. Dayanışma ve işbirliğine elverişli bir örgüt ortamı bulunmaktadır. Bu örgütlerde çalışanların sosyal ilişkilerini geliştirecekleri sosyal etkinliklere de yer verilmektedir. Çalışma ortamından herkesin memnun olunmasına gayret gösterilmektedir.
Destekçi Yönetim
Destekçi yönetim tarzına sahip olan yöneticiler çalışanların düşüncelerine önem vermekte ve bunu örgüt için kullanmasında destek olmaktadır. Yönetici, çalışanların da görüşüne değer vererek bir yönetim sergilemektedir. Çalışanların işe karşı daha istekli olabilmeleri için sık sık onların görüşüne başvurulur, çalışanları ilgilendiren konularda onların da karara katılması sağlanır. Yöneticinin çalışanlara destek olduğu bu yönetim tarzında çalışanların örgütün amaçları için daha çok gayret göstermesi hedeflenmektedir. Çalışanların yönetimde söz sahibi olarak hem örgütü daha çok benimsemeleri hem de daha verimli olmaları beklenilmektedir.
Destekçi yönetim tarzını benimseyen yöneticiler liderlik davranışları sergilemektedir. Yöneticinin güç kaynağı liderliktir ve bu gücü örgüt çalışanlarından almaktadır. Yönetici, göstereceği davranışları yönetilenlere göre ayarlamaktadır. Duruma göre değişen davranışlar sergileyerek duruma uygun bir yönetim belirlemeye çalışmaktadır. Sorunlardan kaçmayan destekçi yöneticiler, sorunları çalışanların iş birliği ile çözme eğilimindedir. Örgütte yapılacak işlerle ilgili ortamı iyi bir şekilde hazırlayan destekçi yöneticiler, çalışanları başarı ile motive etmeye çalışırlar. Yöneticinin yönetim tarzını ölçmeye yarayan iş ve insan arasındaki ilişki, bu yöneticilerde dengeli bir durumdadır. Hem işe hem de insana değer veren destekçi yöneticiler her iki davranışta da en yüksek düzeye çıkmaya çalışmaktadırlar.
Birlikçi Yönetim
Örgütlerde akademik düzeyi yüksek ve işinde uzman olan çalışanların artmasıyla bu örgütlerin yönetimi için girişilen arayışlar sonucunda birlikçi yönetim tarzı ortaya çıkmıştır. Birlikçi yönetim tarzında yöneticiler, bilgi ve becerileri yüksek çalışanlarla işbirliğini amaçlamaktadır. Yasal güce başvurmayı düşünmeyen yönetici liderlik davranışları ile örgütü yönetmeye çalışmaktadır. Birlikçi yönetici için çalışanlar birer takım arkadaşıdır. Birlikçi yönetim tarzını benimseyen yöneticiler çalışanları yeterli bulduğu için yetki devrine sıcak bakmaktadır. Örgütü takımlarla yönetmeye çalışır ve takım başkanlarına yetki verir. Örgütün işlerinin çoğu takımlar tarafından gerçekleştirilir. Örgüt, takımlardan oluşan alt bölümlere oluşmuştur. Bu takımlar farklı özelliklere sahip olmakla birlikte hepsi örgütün amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
Birlikçi yönetimle yönetilen örgütlerde açık sistem özellikleri görülmektedir. Yönetici örgütü bir sistem olarak görerek alt sistemler oluşturmaktadır. Çevredeki değişimleri takip eden yönetici, örgütü bu değişikliklere uyumlu hale getirmeye çalışır. Yönetsel davranışlarda da bu değişimlerden faydalanmaktadır. Yönetimle ilgili kararlarda çalışanların katılımını önemsemektedir. Birlikçi yönetim tarzına sahip yöneticiler hem işe hem de insani ilişkilere önem vermektedir.
Başıboş Yönetim
Başıboş yönetim tarzı, bir yönetsel davranış kuramı değildir. Fakat yöneticilerin yönetim görevlerini yerine getirirken bazen örgütleri başıboş bıraktığı görülmektedir. Yöneticinin yetki kullanmaması nedeniyle ortaya çıkan bu durum farklı nedenlerden kaynaklanabilmektedir. Yöneticinin yetersizliği, örgüte yabancılaşması, küsme, korkma ve yetkisini kullanmaya gerek görmeme gibi nedenler buna sebep olabilmektedir. Yöneticinin yetkilerini kullanmaması sonucu bu yetkiler astlar tarafından kullanılmaktadır. Fakat bu durum yetki devri şeklinde değildir. Düzensiz bir şekilde ortaya çıkan bir durumdur. Başıboş yönetim tarzını benimseyen yöneticiler, örgüte ve amaçlarına karşı ilgisizdirler.
Başıboş yönetim tarzı, “bırakınız yapsınlar” görüşüne dayanmaktadır. Bu yönetim tarzını benimseyen yöneticiler örgütteki işe ve insana çok önem vermemektedir. Yöneticiler örgüt sorunlarına ve çalışanlara karışmamaktadırlar. Başıboş yönetim sergileyen yöneticiler çalışanlardan fazla bir beklentiye sahip olmayarak kendilerinden de fazla beklentiye sahip olunmaması tutumundadırlar. Bu nedenle çalışanlarla iletişimleri de zayıftır. Çalışanlara pek karışmayan yöneticiler hakkında şikayette de bulunulmadığı için uzun süre yöneticilik görevinde bulunabilmektedirler. Fakat bu tip yöneticilerin örgüt için pek faydalı olabileceğini söylemek mümkün değildir.
Başıboş yönetim tarzını benimseyen yöneticilerin iş ve insan ilişkileri yüzeyseldir. Yöneticiler genellikle kendi de işten tatmin olmadığı için çalışanların da iş tatminini önemsemezler. Başıboş yönetim genel olarak kamu örgütlerinde, çevresi pek değişmeyen ve bazı malların üretimini tekelinde tutan örgütlerde görülmektedir. Böyle örgütlerde üretimin az olması veya çok olması önemli olmadığı için başıboş bir yönetim tarzı görülebilmektedir. Dolayısıyla yöneticilerin örgütün başarılı hale getirilmesi kaygısı bulunmamaktadır. Çalışanlar da kendilerine karışan olmadığı için istedikleri gibi çalışmaktadırlar. Ayrıca çalışanların denetimi de yapılmadığı için işi pek önemsemeyerek örgüt ortamını kendilerini iyi hissedecek hale getirmeye çalışırlar. Böyle örgütlerde öncelik örgütün amaçları olması gerekirken örgütün işleri ikinci bir görev olarak görülmekte ve çalışanlar örgüt dışında başka işlerle uğraşabilmektedir.
Yönetim Tarzları Değerlendirmesi
Yöneticilerin yönetim görevini yerine getirirken sergilediği birçok yönetim tarzı bulunmasına rağmen hangisinin daha iyi olduğunu söylemek zordur. Aslında hiçbir yönetim tarzının kötü olduğunu söylemek kolay değildir. Uygulanacak yönetim tarzı örgütün amaçlarına ve çalışanlara uygunsa iyi olduğu söylenebilir. Yönetim ve örgüt belli amaçların gerçekleştirilmesi için vardır. Buradan hareketle yönetim tarzının da bu amaçları gerçekleştirmek üzere var olduğu söylenebilir. Bu nedenle yönetim tarzlarını bir amaç değil amaçlara ulaşabilmek için kullanılan birer araç olarak görmek gerekmektedir. Bu sebeple örgütün ihtiyaçlarına uygun olan yönetim tarzını belirlemek doğru olacaktır.
Yönetim Tarzları ile İlgili Kaynaklar
Aytürk, N. (2015). Örgütsel ve Yönetsel Davranış Örgütlerde İnsan İlişkileri ve Yönetsel Davranış Yöntemleri. Ankara: Detay Yayıncılık.
Başaran, İ. E. (2004). Yönetimde İnsan İlişkileri Yönetsel Davranış. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Şahin, R. (2012). Okul Yöneticilerinin Kişilik Özellikleri ve Çalışanların Davranışlarına Bakış Açısına Göre Yönetim Stillerinin Belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.