Açık Sistem Kuramı ve Okul

Açık Sistem Kuramı ve Okul

Açık sistem kuramı, örgütleri çevrelerinden girdi alan, bu girdileri dönüştüren, çevreye çıktı veren ve çıktıların sonuçlarından gelen bilgiyle kendini düzenleyen sistemler olarak ele alan örgüt kuramıdır. Okul bu bakışla, öğrenci, öğretmen, kaynak ve beklentileri çevresinden alan, bunları öğretme-öğrenme süreciyle dönüştüren ve yetiştirdiği bireyler aracılığıyla yeniden çevresini etkileyen bir açık sistemdir.

Bu yazıda açık sistem düşüncesinin Bertalanffy’deki kökeni, Katz ve Kahn’ın örgütlere uyarladığı açık sistem özellikleri, girdi-süreç-çıktı-geri bildirim döngüsünün okuldaki karşılığı ve Hoy ile Miskel’in okul sosyal sistem modeli ele alınmaktadır. Okulun yönetsel boyutuna ilişkin genel çerçeve için okul yönetimi yazısına bakılabilir.

Bertalanffy ve Açık Sistem Düşüncesinin Kökeni

Açık sistem kavramı örgüt biliminden önce biyolojide gelişmiştir. Biyolog Ludwig von Bertalanffy (1950), fizikte incelenen kapalı sistemlerle canlı organizmalar arasındaki temel farka dikkat çeker. Kapalı sistem çevresiyle madde alışverişi yapmaz ve zamanla bir denge durumuna, yani durağanlığa yönelir. Canlı organizma ise sürekli madde ve enerji alıp verir; varlığını, bu alışveriş içinde korunan bir kararlı durum sayesinde sürdürür. Bertalanffy’nin aynı çalışmada öne çıkardığı bir başka kavram eş sonluluktur: açık sistemler farklı başlangıç koşullarından ve farklı yollardan aynı son duruma ulaşabilir.

Bu fikirler, Bertalanffy’nin bütün bilim dallarında ortak sistem ilkeleri arayan genel sistem kuramının da çekirdeğini oluşturur. Örgüt kuramı açısından önemleri, örgütü çevresinden yalıtılmış bir makine gibi değil, çevresine bağımlı bir canlı gibi düşünmeye davet etmeleridir. Klasik yaklaşımların büyük bölümü örgütün iç düzenine, yani iş bölümüne, hiyerarşiye ve kurallara odaklanmıştı. Açık sistem kuramı ise dikkati örgüt ile çevresi arasındaki sınıra ve bu sınırdan geçen akışlara çevirmiştir.

Katz ve Kahn: Örgütlerin Açık Sistem Özellikleri

Açık sistem düşüncesini örgütlere sistemli biçimde uygulayan en etkili çalışmalardan biri Katz ve Kahn’ın (1966) The Social Psychology of Organizations adlı eseridir. Yazarlar, örgütü yapısal bir şema olarak değil, çevresiyle sürekli enerji alışverişi içinde olan ve kendini yineleyen olaylar döngüsü olarak tanımlar. Örgütü yalnızca iç işleyişiyle açıklamaya çalışmayı, çevreye bağımlılığı göz ardı ettiği için kapalı sistem yanılgısı olarak görürler. Katz ve Kahn’ın açık sistemlerde ortak gördüğü özellikler okul örnekleriyle birlikte Tablo 1’de verilmiştir.

Tablo 1. Katz ve Kahn’a göre açık sistemlerin özellikleri ve okuldaki karşılıkları
ÖzellikAnlamıOkuldaki karşılığı
Enerji girdisiSistemin çevreden enerji, insan ve kaynak almasıÖğrenciler, öğretmenler, bütçe, ders kitapları, öğretim programları
DönüşümAlınan girdilerin işlenmesiÖğretme-öğrenme süreci, rehberlik, sosyal etkinlikler
ÇıktıDönüştürülmüş ürünün çevreye verilmesiMezunlar, öğrencilerin kazandığı bilgi, beceri ve tutumlar
Olaylar döngüsüÇıktının yeni girdiyi olanaklı kılması, etkinliklerin yinelenmesiHer eğitim-öğretim yılının kayıt, öğretim, değerlendirme ve mezuniyetle yeniden başlaması
Negatif entropiÇevreden aldığından fazlasını tüketmeyerek çözülmeye direnmekOkulun toplumsal desteği, kaynak ve öğrenci akışını sürdürebilmesi
Bilgi girdisi ve olumsuz geri bildirimSistemin sapmaları fark edip düzeltmesini sağlayan bilgiSınav sonuçları, devamsızlık verileri, veli ve öğretmen görüşleri
Kararlı durum ve devingen dengeDeğişim içinde temel niteliği korumaYeni program ve düzenlemelere uyum sağlarken okulun temel işlevini sürdürmesi
FarklılaşmaZamanla daha çok uzmanlaşmış rol ve işlevlerin ortaya çıkmasıRehberlik servisi, branş öğretmenliği, kurul ve komisyonlar
Eş sonlulukAynı sonuca farklı yollardan ulaşılabilmesiBenzer başarı düzeyine farklı yönetim ve öğretim yaklaşımlarıyla ulaşan okullar

Tablodaki özelliklerden eş sonluluk, okul yöneticileri için özellikle öğreticidir. Bir okulda işe yarayan uygulamanın başka bir okulda aynen sonuç vermemesi şaşırtıcı değildir; aynı amaca ulaşmanın tek bir doğru yolu bulunmayabilir. Olumsuz geri bildirim kavramı da gündelik dildeki anlamından farklıdır. Burada “olumsuz”, eleştiri değil, sistemi istenen durumdan uzaklaştıran sapmayı azaltan bilgi anlamına gelir.

Okulun Çevreyle İlişkisi: Girdi, Süreç, Çıktı ve Geri Bildirim

Açık sistem kuramının okula en somut katkısı, okulu bir döngü içinde görmeyi sağlamasıdır. Girdiler yalnızca öğrenci ve öğretmenlerden ibaret değildir; yasal düzenlemeler, öğretim programları, mali kaynaklar, velilerin ve toplumun beklentileri de çevreden okula giren unsurlardır. Süreç, bu girdilerin öğretim, yönetim ve okul içi ilişkiler aracılığıyla dönüştürülmesidir. Çıktılar öğrenci öğrenmesi, mezunlar ve okulun topluma kazandırdıklarıdır. Geri bildirim ise çıktıların değerlendirilmesinden doğan bilginin yeniden sürece aktarılmasıdır.

Türkiye’de bu döngünün önemli bir bölümü okulun denetimi dışında belirlenir. Öğretmen ataması, öğretim programları ve okulların temel işleyişini düzenleyen mevzuat Millî Eğitim Bakanlığı düzeyinde belirlendiğinden okul, girdilerinin çoğunu seçemeyen bir sistemdir. Bu durum açık sistem kuramının okula uygulanamayacağı anlamına gelmez; tersine, okulun çevresinin yalnızca mahalle ve velilerden değil, merkezî eğitim yönetiminden de oluştuğunu hatırlatır. Merkezî sınav sonuçları, e-Okul gibi sistemlerde toplanan devam ve başarı verileri, velilerin talepleri ve okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik özellikleri, okul yöneticisinin okuması gereken geri bildirim kaynaklarıdır. Açık sistem bakışı, bu bilgilerin yalnızca rapor edilecek veriler olarak değil, öğretme-öğrenme sürecinde düzeltme yapmak için kullanılacak bilgiler olarak ele alınması gerektiğini vurgular.

Okulun çevreyle ilişkisi tek yönlü de değildir. Okul çevresinden etkilenirken mezunları, düzenlediği etkinlikler ve aileyle kurduğu ilişkiler aracılığıyla çevresini de etkiler. Velilerle ve yerel kurumlarla kurulan ilişkiler, açık sistem açısından okulun sınırından geçen kaynak ve bilgi akışlarının parçasıdır.

Hoy ve Miskel’in Okul Sosyal Sistem Modeli

Okulun sosyal sistem olarak incelenmesinin eğitim yönetimindeki ilk etkili örneklerinden biri Getzels ve Guba’nın (1957) modelidir. Bu modelde örgütteki davranış, kurumun rollere yüklediği beklentilerle bireyin kişiliği ve gereksinimleri arasındaki etkileşimin ürünü olarak açıklanır. Ancak modelin odağı çevreden çok örgütün içidir.

Hoy ve Miskel (2013) bu geleneği açık sistem kuramıyla birleştirerek okulu çevresine açık bir sosyal sistem olarak modelleştirir. Modelde çevre, okula insan kaynağı, mali kaynak, misyon, toplumsal değerler, yasal düzenlemeler ve politikalar biçiminde girdiler sağlar; aynı zamanda okula sınırlamalar ve fırsatlar getirir. Dönüşüm süreci, okulun teknik çekirdeği sayılan öğretme-öğrenme sürecinin çevresinde etkileşim içinde bulunan dört unsurdan oluşur:

  • Yapı: Hiyerarşi, kurallar ve iş bölümünden oluşan resmî düzenlemeler.
  • Birey: Okul çalışanlarının gereksinimleri, amaçları, inançları ve güdülenmeleri.
  • Kültür: Okul üyelerinin paylaştığı anlamlar, değerler ve yazılı olmayan kurallar.
  • Politika: Resmî ve resmî olmayan güç ilişkileri.

Modelin çıktıları öğrenci başarısı, devamsızlık, öğretmen ve öğrenci doyumu gibi göstergelerdir. Gerçekleşen çıktılarla beklenen çıktılar arasındaki fark, iç ve dış geri bildirim döngüleri aracılığıyla hem okulun iç sistemine hem de çevredeki paydaşlara iletilir. Böylece okul, sorunun yapıdan mı, bireylerden mi, kültürden mi, güç ilişkilerinden mi yoksa öğretimin kendisinden mi kaynaklandığını sorgulayabilir.

Modelin temel önermelerinden biri uyumdur: yapı, birey, kültür ve politika birbirleriyle ve öğretme-öğrenme çekirdeğiyle ne kadar uyumlu işlerse okulun etkililiği o kadar artar. Bir unsurda yapılan değişiklik ötekileri de etkiler. Örneğin yeni bir değerlendirme uygulaması yalnızca yapıyı değiştirmez; öğretmenlerin güdülenmesini, okulun alışılmış normlarını ve kimin karar verdiğine ilişkin güç dengelerini de etkiler. Türkiye’de yapılan araştırmalar da bu tür bir etkileşime işaret eder. Çalık ve Tepe (2019), ortaokul öğretmenlerinin algılarına dayanan çalışmalarında okul yapısı ve akademik iyimserliğin birlikte okul etkililiğini anlamlı biçimde yordadığını bulmuştur. Bu bulgu, modelin diliyle söylenirse, yapı ve kültür unsurlarının birlikte okulun çıktılarıyla ilişkili olduğunu gösterir.

Sonuç

Açık sistem kuramı, okulu çevresinden yalıtılmış bir yapı olarak değil, girdilerini çevresinden alan ve çıktılarıyla çevresini etkileyen bir sistem olarak görmeyi sağlar. Bertalanffy’nin biyolojiden aldığı kavramlar, Katz ve Kahn’ın örgüt çözümlemesiyle sosyal bilimlere taşınmış; Hoy ve Miskel’in sosyal sistem modeliyle de okula özgü bir çerçeveye dönüşmüştür. Türkiye gibi girdilerin büyük ölçüde merkezden belirlendiği bir sistemde bu kuram, okul yöneticisinin etki alanının özellikle dönüşüm süreci ve geri bildirimin kullanımı olduğunu açıkça gösterir.

Kaynakça

Bertalanffy, L. von. (1950). The theory of open systems in physics and biology. Science, 111(2872), 23–29. https://doi.org/10.1126/science.111.2872.23

Çalık, T. ve Tepe, N. (2019). Ortaokul öğretmenlerinin algılarına göre okul etkililiği ile kolaylaştırıcı okul yapısı ve akademik iyimserlik arasındaki ilişki. Kastamonu Eğitim Dergisi, 27(4), 1471–1480. https://doi.org/10.24106/kefdergi.3008

Getzels, J. W. ve Guba, E. G. (1957). Social behavior and the administrative process. The School Review, 65(4), 423–441. https://doi.org/10.1086/442411

Hoy, W. K. ve Miskel, C. G. (2013). Educational administration: Theory, research, and practice (9. bs.). McGraw-Hill.

Katz, D. ve Kahn, R. L. (1966). The social psychology of organizations. Wiley.

Bunu da okuyun

Örgütsel Sessizlik

Örgütsel Sessizlik

Örgütsel sessizlik, çalışanların örgütte gördükleri sorunlar, aksaklıklar ya da geliştirilebilecek uygulamalar hakkındaki görüş, bilgi ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir