Eğitim yönetiminde karar verme, bir okulun ya da eğitim kurumunun karşılaştığı bir sorun veya fırsat karşısında seçenekler arasından birini belirleme ve uygulamaya koyma sürecidir. Ders programının hazırlanmasından okul bütçesinin dağıtımına, bir disiplin olayına verilecek yanıttan yeni bir projeye katılıp katılmamaya kadar okul yöneticisinin işinin büyük bölümü karar vermekten oluşur. Bu nedenle karar verme, eğitim yönetimi kuramının temel konularından biridir.
Bu yazıda karar vermenin klasik olarak tanımlanan aşamaları, rasyonel model, Herbert Simon’ın sınırlı rasyonellik ve doyum sağlama düşüncesi, Lindblom’un artımcı modeli ve Cohen, March ve Olsen’in çöp kutusu modeli ele alınmakta; ardından öğretmenlerin karara katılımı sorusu, okul yönetimi bağlamında tartışılmaktadır. Karar verme, yönetim süreçleri içinde planlama, örgütleme ve değerlendirme ile iç içe geçen bir süreç olarak düşünülmelidir.
Rasyonel Model ve Karar Sürecinin Aşamaları
Karar verme üzerine yazılanların büyük bölümü, “rasyonel” ya da “kapsamlı-rasyonel” adı verilen bir modelden yola çıkar. Lindblom (1959) bu yöntemi şöyle özetler: karar verici önce ulaşmak istediği değerleri ve amaçları açıkça belirler, ardından bu amaçlara ulaştıracak bütün seçenekleri sıralar, her seçeneğin sonuçlarını kapsamlı biçimde çözümler ve amaçlara en iyi hizmet eden seçeneği seçer. Bu mantık, ders kitaplarında sıklıkla şu aşamalarla anlatılır: sorunun tanımlanması, seçeneklerin geliştirilmesi, seçeneklerin değerlendirilmesi, en uygun seçeneğin seçilmesi, kararın uygulanması ve sonuçların izlenmesi.
Model, iyi bir kararın nasıl olması gerektiğini gösteren normatif bir çerçeve olarak değerlidir. Bir okul müdürü, örneğin okulda devamsızlığın arttığını fark ettiğinde sorunu önce veriyle tanımlamaya, sonra farklı müdahale seçeneklerini karşılaştırmaya bu modelle yönlendirilir. Ancak modelin varsayımları gerçek örgütlerde nadiren karşılanır: amaçlar çoğu zaman belirsiz ya da birbiriyle çelişkilidir, bütün seçenekleri bilmek mümkün değildir, sonuçları önceden kestirmek için gereken bilgi ve zaman da genellikle yoktur. Aşağıdaki modeller, bu eleştirilerden doğmuştur.
Simon: Sınırlı Rasyonellik ve Doyum Sağlama
Rasyonel modele yöneltilen en etkili eleştiri Herbert A. Simon’dan gelmiştir. Simon (1955), iktisat kuramındaki “ekonomik insan” varsayımının, yani her şeyi bilen ve olası bütün seçenekleri hesaplayarak en iyisini seçen karar vericinin gerçekçi olmadığını ileri sürer. İnsanların bilgiye erişimi ve bilgiyi işleme kapasitesi sınırlıdır; bu nedenle gerçek karar vericiler seçenekleri tek tek ele alır ve önceden belirledikleri bir istek düzeyini karşılayan, “yeterince iyi” bulunan ilk seçenekte dururlar. Simon’ın bu düşüncesi “sınırlı rasyonellik” (bounded rationality), en iyiyi aramak yerine yeterli olanla yetinme davranışı ise “doyum sağlama” (satisficing) kavramlarıyla anılır.
Bu yaklaşım okul yönetiminde gündelik deneyime oldukça yakındır. Yeni bir öğretim yılına birkaç gün kala boş kalan bir dersi kapatmak zorunda olan bir müdür, bütün olası çözümleri karşılaştırmak yerine mevzuata uygun ve uygulanabilir ilk çözümü seçer. Simon’ın katkısı, bu davranışı bir kusur olarak değil, sınırlı bilgi ve zaman koşullarında akla uygun bir uyum biçimi olarak görmesidir. İstek düzeyi de sabit değildir: kolayca iyi seçenek bulunduğunda yükselir, bulunamadığında düşer (Simon, 1955).
Lindblom: Artımcı Model
Charles E. Lindblom (1959), özellikle kamu politikası kararlarında yöneticilerin rasyonel modeli uygulamadığını, uygulayamayacağını da savunur. Kapsamlı yöntemi “kök” yöntemi olarak adlandırır; buna karşılık gerçekte izlenen yolu “dal” yöntemi ya da “ardışık sınırlı karşılaştırmalar” diye tanımlar. Bu yöntemde karar verici mevcut durumdan çok uzaklaşmayan, ondan küçük farklarla ayrılan birkaç seçeneği karşılaştırır. Amaçlar ve araçlar birbirinden kesin biçimde ayrılmaz; iyi bir politikanın ölçütü, en iyi araç olduğunun kanıtlanması değil, ilgili tarafların o politika üzerinde uzlaşabilmesidir. Önemli sonuçlar, seçenekler ve değerler bilinçli olarak dışarıda bırakılabilir; hatalar da sonraki küçük adımlarla düzeltilir. Lindblom bu süreci makalesinin başlığındaki ifadeyle “muddling through”, yani bir şekilde yolunu bularak ilerleme olarak niteler.
Eğitim yönetiminde artımcı mantık, bir önceki yılın bütçesi ve programı üzerine küçük eklemeler yapılarak hazırlanan planlarda kolayca görülür. Modelin gücü, belirsizliğin yüksek olduğu durumlarda büyük ve geri dönülmesi güç hatalardan korumasıdır. Zayıflığı ise köklü değişim gerektiren durumlarda mevcut düzeni yeniden üretme eğilimidir.
Çöp Kutusu Modeli
Cohen, March ve Olsen (1972), kararların her zaman bir sorunu çözmek amacıyla, sıralı adımlarla alınmadığını göstermek için “çöp kutusu” (garbage can) modelini geliştirmiştir. Model, “örgütlenmiş anarşi” (bkz. Gevşek Bağlı Sistemler) adını verdikleri örgütleri betimler. Bu örgütlerin üç özelliği vardır: tercihler belirsiz ve tutarsızdır, örgütün kendi süreçlerini nasıl işlettiğine ilişkin teknoloji açık değildir, karar süreçlerine katılım da akışkandır; kimin hangi karara ne kadar zaman ayıracağı değişkendir. Yazarlar modeli özellikle üniversiteler üzerinden tartışmıştır.
Bu tür örgütlerde birbirinden görece bağımsız dört akış vardır: sorunlar, çözümler, katılımcılar ve seçim fırsatları. Seçim fırsatı, örneğin bir kurul toplantısı, içine o anda dolaşımda olan sorunların ve çözümlerin atıldığı bir “çöp kutusu” gibidir. Karar, bu akışların zaman içinde rastlaşmasıyla ortaya çıkar. Cohen ve arkadaşlarının (1972) gösterdiği gibi, kararların bir kısmı sorunu çözerek değil, sorun fark edilmeden önce karar verilerek ya da sorun başka bir seçim fırsatına kaydığında alınır. Bir okulda yıllardır elde bekleyen bir uygulamanın, ilgisiz bir gündem maddesinin konuşulduğu öğretmenler kurulunda birden kabul edilmesi bu modelle açıklanabilir.
| Model | Karar vericiye ilişkin varsayım | Karar nasıl ortaya çıkar? | Okul yönetimi için anlamı |
|---|---|---|---|
| Rasyonel model | Amaçlar açık, bilgi tam | Bütün seçenekler karşılaştırılıp en iyisi seçilir | İyi kararın ölçütlerini gösteren normatif bir çerçeve |
| Sınırlı rasyonellik (Simon) | Bilgi ve hesaplama kapasitesi sınırlı | İstek düzeyini karşılayan ilk seçenek benimsenir | Zaman baskısı altındaki gündelik kararları açıklar |
| Artımcı model (Lindblom) | Amaç ve araçlar iç içe, uzlaşma belirleyici | Mevcut durumdan küçük farklarla ayrılan seçenekler denenir | Bütçe ve program kararlarında yaygındır; köklü değişimi güçleştirebilir |
| Çöp kutusu modeli (Cohen, March ve Olsen) | Tercihler belirsiz, katılım akışkan | Sorun, çözüm, katılımcı ve seçim fırsatlarının rastlaşmasıyla | Kurul toplantılarında beklenmedik kararların nasıl çıktığını açıklar |
Bu modeller birbirinin alternatifi olmaktan çok, farklı karar durumlarını açıklayan merceklerdir. Aynı okul müdürü, öğretmen nöbet çizelgesini doyum sağlayarak, yıllık bütçeyi artımcı biçimde hazırlarken okulun yeni bir projeye katılma kararını çöp kutusu modelinin betimlediği bir süreçte verebilir.
Karara Katılım: Kimin Hangi Kararda Yer Alması Gerekir?
Okul yönetiminde karar verme yalnızca nasıl karar verildiğiyle değil, kimlerin karar sürecinde yer alacağıyla da ilgilidir. Katılım, kararın niteliğini ve uygulanma olasılığını artırabilir; ancak her kararda herkesin katılımı ne gerekli ne de verimlidir. Bridges (1967), bu soruya yanıt arayan ilk modellerden birini geliştirmiştir. Barnard’ın “kayıtsızlık alanı” düşüncesine dayanan Bridges, öğretmenlerin bazı kararları sorgulamadan kabul ettiği bir “kabul alanı” bulunduğunu belirtir. Bir kararın bu alanın içinde mi dışında mı kaldığını anlamak için iki soru önerir: Öğretmenlerin bu karardan doğrudan etkilenmesi söz konusu mu (ilgi testi)? Öğretmenler bu kararın verilmesine katkı sağlayacak uzmanlığa sahip mi (uzmanlık testi)?
Her iki sorunun yanıtı da evetse karar kabul alanının dışındadır ve öğretmenlerin karara katılması hem kararın niteliğini hem de benimsenmesini artırır. Her iki yanıt da hayırsa karar kabul alanının içindedir; öğretmenleri bu tür kararlara katmak zaman kaybına ve katılımdan bıkkınlığa yol açabilir. Yanıtlardan yalnızca biri olumluysa katılım sınırlı ve seçici tutulmalıdır (Bridges, 1967). Örneğin bir ortaöğretim kurumunda ders seçimi ve ölçme-değerlendirme uygulamalarına ilişkin kararlar öğretmenleri doğrudan ilgilendirir ve onların uzmanlık alanındadır; okul binasının boya renginin seçimi ise çoğu öğretmen için kabul alanı içinde kalacaktır.
Türkiye’de okul düzeyindeki kararlara katılımın kurumsal kanalları mevzuatla belirlenmiştir. Çuhadar (2020), Haziran 2019 itibarıyla yürürlükteki mevzuatı inceleyerek velilerin okul yönetimine katılımını düzenleyen 39 madde saptamış; bu maddelerin büyük bölümünün velilere kurul ve komisyon üyeliği yoluyla katılım olanağı tanıdığını göstermiştir. Öğretmenler için de öğretmenler kurulu ve zümre öğretmenler kurulu gibi kurullar karara katılımın olağan zeminidir. Bununla birlikte kurulların varlığı, katılımın niteliği hakkında tek başına bilgi vermez. Bridges’in iki testi, bir okul yöneticisinin hangi konuları kurula taşıyacağını, hangilerinde kendisinin karar vereceğini ayırt etmesi için kullanışlı bir başlangıç noktası sunar. Kararların hangi verilere dayanarak alınacağı ise ayrı bir tartışma konusu olan veriye dayalı karar verme başlığının alanına girer.
Sonuç
Rasyonel model iyi bir kararın ölçütlerini gösterir, ancak okul yöneticilerinin gerçekte nasıl karar verdiğini açıklamakta yetersiz kalır. Simon’ın sınırlı rasyonellik düşüncesi, Lindblom’un artımcı modeli ve Cohen, March ve Olsen’in çöp kutusu modeli, karar vermenin bilgi, zaman, uzlaşma ve rastlantı tarafından nasıl biçimlendirildiğini farklı açılardan gösterir. Bu modelleri bilmek, okul yöneticisine her karar için doğru modeli seçme olanağı vermekten çok, kendi karar süreçlerini daha gerçekçi bir gözle değerlendirme imkânı tanır. Karara katılım konusunda da asıl mesele katılımın miktarı değil, hangi kararda kimin yer alacağının bilinçli olarak belirlenmesidir.
Kaynakça
Bridges, E. M. (1967). A model for shared decision making in the school principalship. Educational Administration Quarterly, 3(1), 49–61. https://doi.org/10.1177/0013161X6700300106
Cohen, M. D., March, J. G. ve Olsen, J. P. (1972). A garbage can model of organizational choice. Administrative Science Quarterly, 17(1), 1–25. https://doi.org/10.2307/2392088
Çuhadar, A. İ. (2020). Türkiye’de ulusal mevzuata göre velilerin okul yönetimine katılımı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 17(1), 374–404. https://doi.org/10.33711/yyuefd.692953
Lindblom, C. E. (1959). The science of “muddling through”. Public Administration Review, 19(2), 79–88. https://doi.org/10.2307/973677
Simon, H. A. (1955). A behavioral model of rational choice. The Quarterly Journal of Economics, 69(1), 99–118. https://doi.org/10.2307/1884852
