Çocukların hayallerindeki okul, öğrencilerin okulun nasıl olması gerektiğine ilişkin istek ve beklentilerini anlatır. Bu istekler okul binası ve bahçesinden derslerin düzenlenişine, okuldaki ilişkilerden boş zamanın nasıl geçirildiğine kadar uzanır. Çocukların sesini dinlemek, okulun planlanması ve yönetimi için yetişkinlerin kolayca göremeyeceği bilgiler sağlar.
Bu yazıda ilkokul öğrencilerinin hayal ettikleri okulu inceleyen bir araştırmanın bulguları, okulların fiziksel altyapısına ilişkin eğitimci görüşleri ve sınıf tasarımının öğrenmeye etkisini ölçen uluslararası bir çalışma ele alınmakta, ardından okul yöneticileri için çıkarımlar tartışılmaktadır. Konunun yönetsel boyutu için okul yönetimi yazısına da bakılabilir.
Okulu Çocuklara Sormak
Okullar çoğunlukla yetişkinlerin kararlarıyla biçimlenir. Bina projeleri, ders çizelgeleri, bahçenin kullanımı ve kuralların hemen hepsi öğretmenler, yöneticiler ve üst birimler tarafından belirlenir. Oysa okulda günün büyük bölümünü geçiren öğrencilerin bu ortamı nasıl deneyimlediği, okulun ne kadar iyi işlediğine dair doğrudan bir göstergedir.
Aktürk Çopur (2017), bu soruyu bir ilkokulun 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yöneltmiştir. Araştırmacı 9-10 yaş grubunu bilinçli olarak seçmiştir. Bu yaştaki çocuklar henüz sınav merkezli akademik başarı yarışına girmemiştir ve okuldan beklentilerini bu baskıdan görece bağımsız ifade edebilir. Çalışmanın amacı, çocukların nasıl bir okul hayal ettiğini ortaya koymak ve bu bilgiden okulu daha etkili kılmanın yollarını aramaktır.
Araştırma: 170 Öğrencinin Hayalindeki Okul
Araştırma 2016-2017 öğretim yılının birinci döneminde, 3. ve 4. sınıflardan seçilen altı şubedeki 170 öğrenciyle yapılmıştır. Öğrencilerden “Hayalinizdeki okul nasıldır? Nasıl olmalıdır?” sorusuna kompozisyon yoluyla yanıt vermeleri istenmiş, yazılar içerik analiziyle çözümlenmiştir (Aktürk Çopur, 2017). Okulun bağlamı da önemlidir. Okul, depremden sonra yapılmış prefabrik bir binadadır ve bahçesi okulun ilkokul ve ortaokul olarak ikiye ayrılmasının ardından bölünüp küçülmüştür.
Öğrencilerin istekleri iki tema altında toplanmıştır. Tablo 1’de her temadan örnekler yer almaktadır.
| Tema | Örnek istekler |
|---|---|
| Dış mekân ve donanım | Spor salonu, yüzme havuzu, futbol ve basketbol sahaları; dış mekânda oyun parkı; çimenlik ve meyve ağaçları gibi doğal alanlar; daha büyük bir okul; bahçede hayvanlar; kütüphane; sinema salonu; iç mekânda oyun odası; yemekhane; akıllı tahta; bilişim odası; bilim ve deney köşeleri; duvarlarda daha fazla görsel öğe |
| Eğitim-öğretim ve yönetim | Her derse ayrı branş öğretmeni ve ayrı sınıf; daha fazla okul gezisi; daha fazla İngilizce dersi; binicilik dersi; barış, sevgi ve hoşgörü dolu bir ortam; nöbetçi öğretmenlerin gürültülü düdük çalmaması; serbest kıyafet; ödev olmaması |
En sık dile getirilen istek spor alanlarıdır. Spor salonu, havuz ve sahalara ilişkin istek 65 kez, dış mekânda bir oyun parkı 50 kez, her derse ayrı branş öğretmeni ise 43 kez dile getirilmiştir. Öğrenciler altı ders saati boyunca hareketsiz oturduklarından yakınmış, kötü havalarda da oynayabilecekleri bir iç mekân istemiştir. Branş öğretmeni isteği özellikle resim ve müzik derslerinde kendi alanında uzman öğretmenlerle çalışma arzusuyla ilgilidir. Kütüphane isteğinin arkasında, okul kütüphanesinin halk eğitimi kurslarına ayrılmış olması vardır. Bazı öğrenciler duvarlarda eğitici içerikler ve İngilizce sözcükler görmek, duvarları kendi seçtikleri renklere boyamak istemiştir.
Kompozisyonlarda sınıfa kaydırakla inmek ya da çikolata şelalesi gibi oyunbaz hayaller de vardır. Ancak araştırmacının vardığı sonuç, isteklerin büyük kısmının gerçekleştirilmesi zor olmayan, uygulanabilir talepler olduğudur. Aktürk Çopur (2017), okulların yalnızca sınav başarısıyla değerlendirilmesini yetersiz bulur ve okulun bilişsel, duyuşsal ve bedensel gelişimi birlikte destekleyecek biçimde düzenlenmesini önerir.
Bulgular tek bir okuldan elde edildiği için genellenemez. Prefabrik bina, küçülen bahçe ve başka amaçla kullanılan kütüphane, çocukların isteklerini doğrudan biçimlendirmiş görünmektedir. Bu yönüyle araştırma, Türkiye’deki her okulun durumunu değil, bir okulun eksiklerinin öğrencinin gözünden nasıl göründüğünü anlatır.
Okulların Altyapısı Ne Durumda?
Çocukların istekleri, eğitimcilerin altyapı değerlendirmeleriyle büyük ölçüde örtüşür. Göksoy (2017), okul binalarının ve sınıfların fiziksel olanaklarını eğitimcilerin görüşlerine dayanarak incelediği nitel çalışmasında, altyapı yeterliliğinin okuldan okula, hatta aynı okulda kişiden kişiye değiştiğini bulmuştur. Katılımcıların en sık belirttiği eksiklikler arasında tuvaletler; okul bahçesi, zemini ve çöp kutuları; sınıf düzeni, ders araçları, tahtalar ve aydınlatma; güvenlik ve ısınma; spor salonu, konferans salonu ve kantin; oyun, dinlenme ve sosyal-kültürel etkinlik alanları; branş derslikleri ve ders dışında kullanılmak üzere tasarlanmamış bahçeler yer almaktadır.
Göksoy (2017) bu sonuçları, okulların fiziki yapı, donanım ve malzeme bakımından açık standartlara sahip olmadığı ve üst yönetim birimlerinin bu standartları sağlamadığı biçiminde yorumlar. Spor salonu, oyun alanı ve bahçe hem çocukların hem eğitimcilerin listesinde yer alır. Bu örtüşme, öğrencilerin isteklerinin bir hayal listesinden çok okulun gerçek eksiklerine işaret ettiğini düşündürmektedir.
Fiziksel Çevre Öğrenmeyi Etkiler mi?
Okul binasının öğrenme üzerindeki etkisini ölçmek zordur; çünkü öğrencinin ilerlemesini etkileyen pek çok etken aynı anda işler. Barrett, Davies, Zhang ve Barrett (2015), 27 okuldaki 153 sınıfı ayrıntılı olarak değerlendirmiş ve bu sınıflarda okuyan 3766 öğrencinin bir yıllık akademik ilerlemesini sınıfın fiziksel özellikleriyle ilişkilendirmiştir.
Araştırmacılar sınıfın etkilerini üç tasarım ilkesi altında toplamıştır: doğallık, bireysellik ve uyarım. Etkinin yaklaşık yarısı doğallık, kalanı ise yaklaşık eşit paylarla diğer iki ilke tarafından açıklanmıştır. Yedi tasarım değişkeni, yani ışık, sıcaklık, hava kalitesi, sahiplenme, esneklik, karmaşıklık ve renk, öğrencilerin akademik ilerlemesindeki farklılığın yüzde 16’sını birlikte açıklamıştır. Bina düzeyindeki özelliklerin etkisi ise sınırlı kalmıştır. Yazarlara göre bu sonuç, tasarımın sınıftan başlayarak dışarıya doğru düşünülmesi gerektiği görüşünü bir ölçüde destekler (Barrett vd., 2015).
Burada bir ayrıma dikkat etmek gerekir. Barrett ve arkadaşlarının ölçtüğü değişkenler sınıfın iç koşullarıyla ilgilidir; çocukların istediği çimenlik, ağaçlık alan ya da bahçedeki hayvanlar bu çalışmanın kapsamında değildir. Bununla birlikte iki çalışma arasında anlamlı bir bağ vardır. Öğrencilerin duvarlara kendi seçtikleri renkleri ve görsel öğeleri koyma isteği, sahiplenme, renk ve karmaşıklık değişkenleriyle doğrudan ilişkilidir. Göksoy’un (2017) çalışmasında öne çıkan aydınlatma ve ısınma eksiklikleri de ışık ve sıcaklık değişkenlerine karşılık gelir.
Okul Yöneticisi İçin Çıkarımlar
Bu çalışmalar okul yöneticisine birkaç somut yol gösterir. İlki, öğrenci görüşünü düzenli olarak almaktır. Aktürk Çopur’un (2017) kullandığı kompozisyon yöntemi, herhangi bir okulda bir ders saati içinde uygulanabilecek kadar basittir. Çizim, kısa anket ya da sınıf temsilcileriyle yapılan toplantılar da aynı amaca hizmet eder. Önemli olan, toplanan görüşlerin öğrencilere geri bildirimle döndürülmesidir. Hangi isteğin neden karşılanabildiği ya da karşılanamadığı açıklanmalıdır.
İkincisi, isteklerin önemli bir kısmı büyük yatırım gerektirmez. Teneffüslerde bahçenin oyun için düzenlenmesi, kütüphanenin öğrencilere açık tutulması, koridor ve sınıf duvarlarının öğrencilerle birlikte düzenlenmesi ya da doğal alan için küçük bir okul bahçesi projesi, okulun kendi olanaklarıyla yapılabilecek işlerdir. Barrett ve arkadaşlarının (2015) bulguları ışık, sıcaklık ve hava kalitesi gibi temel koşulların da önceliklendirilmesi gerektiğini gösterir. Perdelerin, havalandırmanın ve ısıtmanın düzenli denetlenmesi bu kapsamdadır.
Üçüncüsü, spor salonu, branş dersliği ya da yeni bina gibi büyük ölçekli ihtiyaçlar okulun tek başına çözebileceği sorunlar değildir. Bu noktada yöneticinin görevi, ihtiyacı öğrenci ve öğretmen görüşleriyle belgeleyip üst birimlere ve eğitim planlaması süreçlerine aktarmaktır. Göksoy’un (2017) altyapı standartlarına ilişkin tespiti de bu ihtiyacın tek tek okulları aşan bir planlama sorunu olduğunu gösterir.
Sonuç
Çocukların hayal ettikleri okul, şaşırtıcı ölçüde gerçekçidir. Hareket edebilecekleri alanlar, oyun için bir bahçe, açık bir kütüphane ve kendi alanında uzman öğretmenler, öğrencilerin en çok istediği şeyler arasındadır. Bu istekler eğitimcilerin altyapı eksikliklerine ilişkin gözlemleriyle örtüşür. Uluslararası kanıtlar da sınıfın fiziksel koşullarının öğrenme üzerinde ölçülebilir bir etkisi olduğunu gösterir. Öğrencinin sesini düzenli olarak dinleyen bir okul yönetimi, sınırlı kaynaklarla bile önemli iyileştirmeler yapabilir.
Kaynakça
Aktürk Çopur, D. (2017). Çocukların hayallerindeki okul. Uluslararası Liderlik Eğitimi Dergisi, 1(1), 1-8. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijolt/article/342882
Barrett, P., Davies, F., Zhang, Y. ve Barrett, L. (2015). The impact of classroom design on pupils’ learning: Final results of a holistic, multi-level analysis. Building and Environment, 89, 118-133. https://doi.org/10.1016/j.buildenv.2015.02.013
Göksoy, S. (2017). Okulların altyapı yeterliliği. Uluslararası Liderlik Eğitimi Dergisi, 1(1), 9-15. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijolt/article/342886
