Örgütsel Adalet

Örgütsel Adalet

Örgütsel adalet, çalışanların örgütte kendilerine nasıl davranıldığını ne ölçüde hakkaniyetli bulduklarına ilişkin algılarıdır. Kavram, kimin ne aldığını (dağıtım), kararların hangi yolla alındığını (işlem) ve bu süreçte kişilere nasıl davranıldığını (etkileşim) birlikte ele alır. Ölçülen şey nesnel bir adalet düzeyi değil, çalışanın kendi deneyimine dayanan adalet yargısıdır.

Bu yazıda örgütsel adaletin kuramsal kökenleri, Colquitt’in dört boyutlu yapısı, okullarda örgütsel adaletin öğretmen tutumlarıyla ilişkisi ve Türkiye’de yapılmış araştırmalardan öne çıkan bulgular ele alınmaktadır. Konu, okul yöneticisinin gündelik kararlarının öğretmenler üzerindeki etkisini anlamak için de yararlı bir çerçeve sunar.

Kavramın Kökenleri: Dağıtımdan Sürece

Örgütsel adalet araştırmalarının ilk durağı, Adams’ın (1965) eşitlik kuramıdır. Adams’a göre kişi, işe kattıklarıyla (çaba, deneyim, eğitim) karşılığında elde ettikleri arasındaki oranı başkalarının oranıyla karşılaştırır. Bu oranlar arasında bir dengesizlik algılandığında, kişi kendini haksızlığa uğramış hissedebilir ve bu gerilimi azaltmak için çabasını düşürmek, karşılaştırma ölçütünü değiştirmek ya da ortamdan ayrılmak gibi yollara başvurabilir. Bu yaklaşım bugün dağıtım adaleti olarak adlandırılan boyutun temelini oluşturur.

Zamanla araştırmacılar, insanların yalnızca sonuçla değil, o sonuca nasıl varıldığıyla da ilgilendiğini fark etti. Greenberg (1987), dönemin adalet kuramlarını bir sınıflama içinde toplayarak alanın dağınık görünümüne düzen getirmeye çalıştı ve bu sınıflamada sonuca odaklanan kuramlarla sürece odaklanan kuramları ayrı ayrı konumlandırdı. Birkaç yıl sonraki değerlendirmesinde ise “örgütsel adalet” başlığı altında biriken çalışmaları gözden geçirerek alanın geldiği noktayı ve açık soruları tartıştı (Greenberg, 1990). Bu çalışmalar, işlem adaleti kavramının örgüt araştırmalarında yerleşmesine katkı sağladı. Daha sonra kararların uygulanması sırasında yöneticinin kişilere gösterdiği saygı ve yaptığı açıklamalar da ayrı bir adalet kaynağı olarak tartışılmaya başlandı; bu boyut etkileşim adaleti adıyla anıldı.

Colquitt’in Dört Boyutlu Yapısı

Etkileşim adaletinin tek bir boyut mu, yoksa birbirinden ayrışan iki boyut mu olduğu uzun süre tartışıldı. Colquitt (2001), bu soruyu yanıtlamak için alanın temel eserlerindeki tanımlara sadık kalarak yeni bir ölçek geliştirdi ve ölçeği biri üniversite ortamında, diğeri bir otomotiv yan sanayi işletmesinin çalışanlarıyla olmak üzere iki ayrı çalışmada sınadı. Doğrulayıcı faktör analizleri, dağıtım, işlem, kişilerarası ve bilgisel adaletin birbirinden ayrı dört boyut olarak ele alındığı modelin, etkileşim ya da işlem adaletini tek bir geniş boyutta toplayan iki ve üç faktörlü modellere göre veriye anlamlı biçimde daha iyi uyduğunu gösterdi. Aynı çalışmada boyutların yöneticinin değerlendirilmesi, kurallara uyum, bağlılık ve yardım davranışı gibi sonuçları yordadığı da bulundu.

Tablo 1. Colquitt’in (2001) dört boyutlu örgütsel adalet yapısı ve okuldan örnekler
BoyutNeyle ilgilidir?Okulda örnek bir durum
Dağıtım adaletiElde edilen sonucun gösterilen çaba ve katkıyla orantılı görülmesiDers yükünün, nöbetlerin ve sınıf dağılımının öğretmenler arasında dengeli olup olmadığı
İşlem adaletiKarar sürecinin tutarlı, yansız, doğru bilgiye dayalı ve itiraza açık olması; çalışanın sürece görüşünü katabilmesiDers dağılımı yapılırken hangi ölçütlerin kullanıldığının önceden bilinmesi ve öğretmenlerin görüşünün alınması
Kişilerarası adaletKarar uygulanırken kişiye nezaketle, saygıyla ve onurunu gözeterek davranılmasıBir uyarının öğretmenler odasında herkesin önünde değil, yüz yüze ve kırıcı olmayan bir dille yapılması
Bilgisel adaletKararların ve süreçlerin açık, zamanında ve gerekçesiyle birlikte anlatılmasıBir görevlendirme değişikliğinin son anda duyurulmak yerine gerekçesiyle zamanında açıklanması

Dört boyutlu yapının önemi, aynı karar karşısında farklı adalet yargılarının oluşabileceğini göstermesidir. Kendisine beklediğinden daha az avantajlı bir ders programı verilen bir öğretmen, programın hangi ölçütlerle hazırlandığını önceden biliyor ve müdürün durumu kendisine saygılı biçimde açıkladığını düşünüyorsa, sonuçtan memnun olmasa bile süreci adil bulabilir. Tersine, sonuç olumlu olsa da kararların kapalı kapılar ardında alındığı izlenimi güvensizlik doğurabilir.

Boyutların birbirinden ayrışabildiğini gösteren güçlü bir kanıt, Colquitt, Conlon, Wesson, Porter ve Ng’nin (2001) 183 çalışmayı kapsayan meta-analizinden gelir. Araştırmacılar, adalet boyutlarının birbiriyle orta ile yüksek düzeyde ilişkili olduğunu, ancak her birinin adalet algısını açıklamaya ayrıca katkı yaptığını bulmuştur. Meta-analiz, dört boyutun iş doyumu, örgütsel bağlılık, otoritenin değerlendirilmesi, örgütsel vatandaşlık davranışı, işten uzaklaşma ve performans gibi sonuçlarla hem toplu hem de kendine özgü ilişkiler içinde olduğunu ortaya koymuştur.

Okulda Örgütsel Adalet ve Öğretmen Tutumları

Okullar, adalet algısının kolayca zedelenebildiği örgütlerdir. Ders dağılımı, nöbet çizelgesi, sınıf ve şube dağıtımı, ek görevlendirmeler, ödül ve takdir gibi kararların çoğu okul yönetiminin elindedir; üstelik bu kararlar öğretmenlerin birbirlerini yakından gözlediği küçük bir topluluk içinde alınır. Bir öğretmenin aldığı sonuç, öğretmenler odasında hemen başkalarınınkiyle karşılaştırılır. Bu nedenle okul yöneticisinin hangi ölçütü kullandığını açıkça ortaya koyması ve bu ölçütü herkese aynı biçimde uygulaması, adalet algısı açısından kararın kendisi kadar belirleyicidir.

Eğitim yönetimi alanında örgütsel adaleti okul bağlamında ele alan çalışmalardan biri Hoy ve Tarter’a (2004) aittir. Yazarlar, alanyazına dayanarak okulda örgütsel adaletin on ilkesini ortaya koymuş, ardından örgütsel adalet ile öğretmenlerin güveni arasındaki ilişkiyi yol analiziyle sınamıştır. Bulgular, adalet ile güvenin birbirini besleyen, karşılıklı bir ilişki içinde olduğuna işaret eder. Çalışmanın başlığındaki “güven olmadan adalet olmaz” vurgusu, okul müdürünün adil görünmesinin yalnızca kurallara uymakla değil, öğretmenlerin ona duyduğu güvenle de bağlantılı olduğunu anlatır. Güven kavramının ayrıntıları ayrı bir konu olmakla birlikte, iki kavramın okul araştırmalarında sık sık birlikte incelenmesinin nedeni budur.

Adalet algısının yalnızca tutumlara değil, öğretmenlerin konuşma ya da susma tercihlerine de yansıdığı görülmektedir. Bandırma’da 350 öğretmenle yapılan bir araştırmada, dağıtım, işlem ve etkileşim adaleti algıları ile savunmacı sessizlik arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur (Ünlü, Hamedoğlu ve Yaman, 2015). Başka bir deyişle, okulda adaletin işlediğine inanan öğretmenlerin korku temelli bir susma eğilimi daha düşüktür. Aynı çalışmada adalet algıları ile koruyucu ve kabullenici sessizlik arasında ise pozitif yönlü ilişkiler raporlanmıştır; bu bulgu, sessizlik türlerinin birbirinden farklı işlediğini ve tek bir yönde yorumlanmaması gerektiğini hatırlatır.

Türkiye’deki Araştırmalardan Bir Kesit: Meta-Analiz Bulguları

Türkiye’de öğretmenlerin örgütsel adalet algısı, eğitim yönetimi alanındaki lisansüstü tezlerin ve makalelerin sık seçilen konularından biridir. Bu çalışmaların çoğu adalet algısını iş doyumu, örgütsel bağlılık, örgütsel güven, örgütsel vatandaşlık ya da sessizlik gibi değişkenlerle ilişkilendiren ilişkisel tarama araştırmalarıdır. Tek tek çalışmalar farklı örneklemlerde farklı büyüklükte ilişkiler bulduğundan, bulguları bir araya getiren meta-analizler daha bütüncül bir resim sunar.

Korkmaz ve Ulutaş (2022), Türkiye’de okullarda örgütsel adalet ile iş doyumu arasındaki ilişkiyi inceleyen hakemli yayınları meta-analiz yöntemiyle bir araya getirmiştir. Ulaşılan 57 çalışmadan 19’u dahil etme ölçütlerini karşılamış ve toplam 6.727 katılımcıya ilişkin veriler analiz edilmiştir. Analiz sonucunda örgütsel adalet ile iş doyumu arasında orta düzeyde, pozitif yönlü bir ilişki (r = .56) bulunmuştur. Çalışmalar arasındaki farklılaşma anlamlı çıkmış, ancak okul kademesi ve yayın türü ilişkinin büyüklüğünü anlamlı biçimde değiştirmemiştir. Yazarlar bu bulgudan hareketle yöneticilerin örgütsel adalet konusunda farkındalığının artırılmasını, hizmet içi eğitim ve mentorluk uygulamalarının düzenlenmesini önermektedir.

Bu bulguları yorumlarken bir sınırlılığı akılda tutmak gerekir: Alandaki araştırmaların büyük bölümü kesitsel ve öz bildirime dayalıdır. Adalet algısı ile iş doyumu arasındaki güçlü ilişki, adaletin doyumu artırdığı biçiminde okunabileceği gibi, işinden memnun öğretmenlerin yönetimi daha adil algılaması biçiminde de okunabilir. Nedensellik iddiası için boylamsal ya da deneysel desenlere ihtiyaç vardır. Bu konuda çalışmak isteyen lisansüstü öğrenciler, sitedeki tez özetlerinden alandaki eğilimleri izleyebilir.

Okul Yöneticisi İçin Çıkarımlar

Örgütsel adalet araştırmaları okul yöneticisine birkaç somut ipucu verir. İlki, her kararın sonucunu herkesi memnun edecek biçimde ayarlamanın çoğu zaman mümkün olmadığıdır; ancak sürecin ve iletişimin adil olması, olumsuz bir sonucun yarattığı tepkiyi yumuşatabilir. Ders dağılımı gibi tartışmaya açık kararlarda ölçütlerin önceden duyurulması, öğretmenlerin görüşlerini iletebileceği bir sürenin tanınması ve itiraz yolunun açık tutulması, işlem adaletine doğrudan katkı yapar.

İkincisi, kişilerarası ve bilgisel adalet çoğu zaman yöneticinin bütçe ya da mevzuat engeline takılmadan geliştirebileceği alanlardır. Bir kararın gerekçesini zamanında açıklamak, eleştiriyi yüz yüze ve saygılı bir dille iletmek ek kaynak gerektirmez. Üçüncüsü, adalet algısı birikimlidir: Tek bir haksız görülen karar, uzun süredir tutarlı davranan bir yöneticiye duyulan güveni sarsabilir. Bu nedenle tutarlılık, adil yönetimin belki de en az dikkat çeken ama en çok iş gören bileşenidir.

Sonuç

Örgütsel adalet, eşitlik kuramından doğan dağıtım odaklı bir yaklaşımdan, süreç ve etkileşimi de kapsayan dört boyutlu bir yapıya doğru gelişmiştir. Colquitt’in çalışmaları bu boyutların birbirinden ayrışabildiğini ve farklı sonuçlarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Okul bağlamındaki araştırmalar, adalet algısının öğretmenlerin güveni, iş doyumu ve sessizlik davranışlarıyla bağlantılı olduğuna işaret etmektedir. Bu bulgular, okul yöneticisinin kararlarının yalnızca ne olduğunun değil, nasıl alındığının ve nasıl anlatıldığının da önem taşıdığını hatırlatır.

Kaynakça

Adams, J. S. (1965). Inequity in social exchange. Advances in Experimental Social Psychology, 2, 267–299. https://doi.org/10.1016/S0065-2601(08)60108-2

Colquitt, J. A. (2001). On the dimensionality of organizational justice: A construct validation of a measure. Journal of Applied Psychology, 86(3), 386–400. https://doi.org/10.1037/0021-9010.86.3.386

Colquitt, J. A., Conlon, D. E., Wesson, M. J., Porter, C. O. L. H. ve Ng, K. Y. (2001). Justice at the millennium: A meta-analytic review of 25 years of organizational justice research. Journal of Applied Psychology, 86(3), 425–445. https://doi.org/10.1037/0021-9010.86.3.425

Greenberg, J. (1987). A taxonomy of organizational justice theories. Academy of Management Review, 12(1), 9–22. https://doi.org/10.5465/amr.1987.4306437

Greenberg, J. (1990). Organizational justice: Yesterday, today, and tomorrow. Journal of Management, 16(2), 399–432. https://doi.org/10.1177/014920639001600208

Hoy, W. K. ve Tarter, C. J. (2004). Organizational justice in schools: No justice without trust. International Journal of Educational Management, 18(4), 250–259. https://doi.org/10.1108/09513540410538831

Korkmaz, B. ve Ulutaş, M. (2022). Okullarda örgütsel adaletin iş doyumu ile ilişkisi: Bir meta-analiz çalışması. Akdeniz Eğitim Araştırmaları Dergisi, 16(40), 1–18. https://doi.org/10.29329/mjer.2022.481.1

Ünlü, Y., Hamedoğlu, M. A. ve Yaman, E. (2015). Öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişki. Sakarya University Journal of Education, 5(2), 140–157. https://doi.org/10.19126/suje.62579

Bunu da okuyun

Örgütsel Sessizlik

Örgütsel Sessizlik

Örgütsel sessizlik, çalışanların örgütte gördükleri sorunlar, aksaklıklar ya da geliştirilebilecek uygulamalar hakkındaki görüş, bilgi ve …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir